Türkiye'nin kritik mineraller stratejisi: Beylikova sahası küresel fırsat
IICEC Direktörü Bora Şekip Güray, kritik minerallerin sadece enerji değil tüm stratejik sektörler için hayati önem taşıdığını belirterek, dünyada 20 kritik mineralin 19'unda Çin'in pazar lideri olduğunu vurguladı. Eskişehir Beylikova'daki 694 milyon tonluk nadir toprak elementi kaynağının, Türkiye'yi çeşitlendirme arayan küresel tedarik zincirinde alternatif tedarikçi konumuna taşıyabileceğini ifade etti. Güray, asıl değerin madenden mıknatısa uzanan değer zincirini bütüncül planlamakta olduğunu, bunun için teknoloji yatırımları ve insan kaynağı gelişimine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Sabancı Üniversitesi IICEC tarafından hazırlanan rapor, Türkiye'nin kritik enerji mineralleri görünümünü değerlendiriyor.
Direktör Güray, enerji sistemlerinin elektriklenmesiyle birlikte mineral yoğunluğunun arttığını açıkladı.
Temiz enerji teknolojileri ve şebekeler mineral yoğun sistemler olduğu için kritik minerallere talep hızla yükseliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı yöneticisi Fatih Birol'un uzun süredir uyarıları yaptığını belirten Güray, tek ülkeye bağımlılığın yarattığı risklere dikkat çekti.
Çin'in ihracat kısıtlamaları Avrupa ve Amerika'daki otomotiv sektöründe ciddi kırılganlıklar yarattı.
Dünya pazarında Çin hakimiyeti
Uluslararası Enerji Ajansı'nın belirlediği 20 stratejik mineralden 19'unda Çin pazar lideri konumunda.
Çip teknolojileri ve yapay zeka için kritik olan galyumda Çin'in pazar payı yüzde 90'ı aşıyor.
Çin özellikle rafinaj ve işleme teknolojilerinde açık ara liderliğini sürdürüyor.
İstisnai durum nikelde yaşanıyor; bu alanda Endonezya tek başına yüksek pazar payına sahip. Kritik mineraller sadece enerji için değil, savunma sanayi, havacılık ve uzay gibi ulusal güvenlik sektörleri için de vazgeçilmez.
Beylikova sahası Türkiye için stratejik fırsat
Eskişehir Beylikova'da 694 milyon ton kaynak tespit edildi ve bu 12-12,5 milyon ton nadir toprak elementi anlamına geliyor.
Sahada çıkarılacak elementler, kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılacak.
Bu mıknatıslar elektrik motorlarından rüzgar türbinlerine kadar geniş bir yelpazede hayati rol oynuyor.
Kalıcı mıknatıs tedarik zincirinde Çin'in küresel pazar payı yüzde 94 seviyesinde.
Güray, asıl değerin madenden mıknatısa uzanan yolculuğu tamamlamakta olduğunu vurguladı.
Pilot tesis halihazırda Türkiye'de işletiyor ve ölçekleme süreci teknoloji ve yatırımla mümkün.
Değer zincirinin bütüncül planlanması ve uluslararası işbirlikleri bu sürecin anahtarı. Ar-Ge, inovasyon ve insan kaynağı gelişimi olmadan yolculuk tamamlanamaz.
Lityum talebinde hızlı artış bekleniyor
Lityum, 2053'e kadar en hızlı büyüme yaşayacak mineral olarak öne çıkıyor.
Türkiye'nin lityum net ithalatı 2020'de 280 milyon dolarken 2024'te 1,3 milyar dolara yükseldi.
Bu artışın iki temel nedeni var: elektrikli araç satışlarının artması ve enerji depolama sistemlerinin yaygınlaşması.
Rüzgar ve güneş enerjisindeki büyüme, enerji depolama sistemlerine olan ihtiyacı artırıyor.
Lityumun yanı sıra nikel, kobalt, demir fosfat ve grafit gibi batarya mineralleri de yüksek talep görecek.
Bu talebi karşılamak için geniş bir ekosistem içinde işbirlikleri, yatırım teşvikleri ve teknoloji destekleri gerekiyor.
İnsan kaynağı ve rafinaj odak noktası
Kritik mineraller alanında küresel bir yarış yaşanıyor ve bu yarışın merkezinde insan kaynağı bulunuyor.
Madencilikten rafinaja kadar olan süreçler birçok ülke için yeni çalışma alanları.
Müfredattan akademi-sanayi işbirliğine kadar geniş kapsamlı çalışmalar yapılması gerekiyor.
Güray, bu durumun Türkiye için hem risk hem de fırsat olduğunu belirtiyor.
İnsan kaynağının geleceğe hazırlanması, riskleri minimize edip fırsatları maksimize edecek.
Rafinaj teknolojileri bu sürecin kalbinde yer alıyor ve insan kaynağı gelişimi özellikle bu alanda odaklanmalı.
Yorumlar 0
Habere düşünceni bırak, yanıtlarla sohbeti devam ettir.
Yorum yapabilmek ve yanıt verebilmek için giriş yapın.